içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

DERSİMLİ KÜRDOĞLU VE REFAHİYELİ MEHMET ÇAVUŞ DESTANI

Erdoğan YALGIN

 

Tarihte Yırtık Bir Sayfa:

DERSİMLİ KÜRDOĞLU VE REFAHİYELİ MEHMET ÇAVUŞ DESTANI                 

 

1888 yılında Selanik’in Usturumca kasabasında doğan Ali Rıza Yalgın, 1960’da İstanbul’da vefat etmiş, asıl mesleği öğretmenliktir. Yaşamı boyunca devlet kademelerinde çeşitli görevlerde bulunmuştur. O; popülaritesini, alan/ saha çalışmalarında elde ettiği halk folklorundaki derlemeleriyle  kazanmıştır. Halk bilimcisi olan Ali Rıza, 1934 yılındaki soyadı kanunuyla “Yalman Yalgın” soyadını almış, fakat daha sonraları eser ve makalelerinde soyadı olarak sadece “Yalgın’ı kullanmıştır. Yalgın’ın en gözde eserleri arasında “Cenupta Türkmen Oymakları” adlı  5 Ciltlik (1931-1939) derleme çalışmaları yer almaktadır. Bununla birlikte değişik gazete ve dergilerde, Yalgın’a ait bir çok makaleler serisi bulunmaktadır.

Ali Rıza Yalgın

 

A. Rıza Yalgın, 1931-32 de  Güney'de, (Cenup: Toros, Çukurova, Gaziantep..) Türkmen Oymaklarını aramaya başlarken, 1940’lı yıllarda ise 1937-38 Dersiminde,  yaşanan bir kahramanlık destanının ağıtıyla karşılaşır. Söz konusu ağıtı, 1937-38’de Dersim’de, askerlik yapmış olan Erzincan Refahiyeli Hüseyin Kâhyaoğlu Hasan’dan bizatihi dinler.

Bu ağıda; 1993 yılında Kültür eski bakanı Fikri Sağlar' ın önsözüyle, yeniden gözden geçirilen çalışmalarının 2. Cildinin 275. sayfasında “ Mehmet Çavuş Ağıtı”  başlığı altında yer verilir. Sözü edilen bu çalışmada, uzun olduğu tahmin edilen bu ağıt, maalesef sadece 7 kıtası ve kısa öyküsüyle birlikte aktarılmıştır.

Bununla birlikte aynı ağıt, Berhem yayınları tarafından 1992 yılında “Dersim Türküleri” adlı ortak derlenen kitapta da yer almıştır. Bu eserde Ağıt; “Kürdoğliyle Mehmet Çavuş Destanı” başlığı altında, toplamda 13 kıtayla yayımlanmıştır. Bu kitapta ağıtın kaynağı olarak, Giresun ilinin Görele ilçesine bağlı Çalış köyünden olan Süleyman Kefal' den, derleyen A. Caferoğlu künyesi verilmiştir. Söz konusu ağıtın, geçmiş yıllarda farklı coğrafik alanlarda değişik varyantlarla seslendirildiği böylece anlaşılmaktadır.

Biz bu makalemizde; “Refahiyeli Mehmet Çavuş ile Dersimli Kürdoğlu” nun çarpışma sırasında, karşılıklı biri birilerine olan çağırılarının öyküsünü sizlerle paylaşacağız. Bu destansı ağıtı, ilk neşreden Yalgın’dan ve hem de “Dersim Türküleri” adlı eserden aktarmaya çalışacağız.

Şimdi biz gelelim asıl konumuza. Zira oldukça hüzünlü ve bir o kadar da her iki tarafın “asil duruşu” ağıda, yiğitliğin mis kokusunu sindirmiş ki; demeyin gitsin! Ağıtın  öyküsünü, önce A. Rıza Yalgın’dan okuyalım. Lakin Yalgın, “Dersimli Kürdü” resmi ideolojinin klişeleşmiş tanımıyla ele alır, Onu ”hain ve eşkıya” olarak görür.

Kaldı ki ilgili çalışmasında yani “Cenupta Türkmen Oymakları-Güney/Cenup: Toros, Çukurova, Gaziantep..)” adlı eserinde yer yer karşılaştığı Kürtlerden de bahis açar. Bazen Kürtlerden, “Anadolu’da Kürtçe konuşan Türkler” diye söz ederken, (Yalgın, 1993: 472). bazen de bölgede “pençeli” diye tabir edilen kilim motiflerine aynı zamanda ”Kürt işi” (Yalgın, 1993: 296) denildiğini de gizleyemez.

Yine 1928 yılında araştırma yaptığı Kozan dağlarının kuzey ucunda (Gezil) vadisi altında ki Çadır yeri köyünü anlatırken, “seksen evli bir Kürt köyüdür.“ (Yalgın, 1993: 170), itirafında da bulunur. Kürtlerin saç kesimleri hakkında ise “Anadolu’da Kürtler de başın tepesinde saç bırakmak adettir“ (Yalgın, 1993: 284) gözlemini dile getirir. Bu türden doneleri uzamak elbette mümkün.

Biz bu kısa verilerden sonra tekrar asıl konumuza dönelim: Yalgın, “Kürdoğliyle Mehmet Çavuş’u” şöyle anlatır: “Hain ve Eşkıya Dersimli bir Kürdün, takibine çıkan jandarma (Mehmet Çavuş) çarpışmaya başlamadan önce  “Kürd’e teslim olmasını” teklif ederse de, Kürt inatçılık edip çarpışmaya başlar. Hüseyin Kehyaoğlu Hasan çarpışmada Eşkıya ile Mehmet Çavuş arasında şöyle bir konuşmayı temsil eden bir ağıt düzenlemiştir;” (Yalgın, 1993: 275) derken, teslim olmayan Kürd’ün inatçılığına da böylece vurgu yapar.

Şimdi de, aynı ağıtın hazin öyküsünü, bir de “Dersim Türküleri” adlı eserden dinleyelim:

“Türkünün sözlerinden Memet Çavuş'un asker ve Refahiye'li, Kürdolu'nun da Dersim'li bir Kürt olduğu anlaşılıyor. “Seksen atlı ile tagibe galkdım. Nice senin gibi eşgiya dutdum.” Dizeleri bunu kanıtlıyor mahiyettedir. Sonunda Mehmet Çavuş; “Göremedim gannı Kürdün yüzünü” dizesinde belirtildiği gibi yüzünü göremediği bu Dersimli çatışmada ölür. Ezginin sözlerinden anlaşıldığı kadarıyla bu türkü, Kürt olmayan bir kimse tarafından yapılmış olmalı. Fakat mertlik töresine bağlı, kim olursa olsun yiğidi aşağılamayan biri tarafından...” (Dersim Türküleri, 1992: 357-359)

 

Kürdoliyle Mehmet Çavus Destanı

 

Gaçman Kürtler gaçman sizi tutarım

Elimle mapuslara atarım

Tüfeyini yad  ellere satarım

Gelin teslim olun der Memet Çavuş

 

Kürdoğlu der ki; teslim olmam

Göre göre mapuslara girmem

Tüfenğimi yad ellere vermem

Yakarım canını geç Memet Çavuş

 

Mehmet Çavuş der ki; ıraktan bakdım

Seksen atlı ile takibe gagdım

Nice senin gibi eşgiye dutdum

Gelin teslim olun der Memet Çavuş

 

Kürdoğlu der ki; yiitlig gadim

Dersim dàlarında söylenir adım

Nice senin gibi çok çavuş yedim

Eylenme yolundan geç Memet Çavuş

 

Mehmet Çavuş der ki; açıldı perde

Canım gurban olsun merdolu merde

Refaya düzünde bitün her yerde

Söylenmişdür şanım der Memet Çavuş

 

Kürdolu der ki; açıldı perde

Canım gurban olsun merdolu merde

Dersim dalarında bitün her yerde

Söylenmiştir şanım geç Memet Çavuş

 

Mehmet Çavuş der ki; yüregim çatal

Omuzumda tüfeyim  tam yedi gater

Bir arma fişegim gırk Kürde yeter

Gelin teslim olun der Memet Çavuş

 

Kürdoğlu der ki; yüregim çatal

Boynumda fişegim oniki gater

Uçan guş ossan da gır atım dutar

Eyleme yolunda geç Mehmet Çavuş

 

Mehmet Çavuş der ki; sıralar doldu

Sıladan çığalı yedi yıl oldu

Gölpe guzularum yetimlere galdı

Gelin teslim olun de Mehmet Çavuş

 

Kürdoğlu der ki; sözüm peşin

Peşime düşersin hem yazın hem gışın

Üçüncü dümende alsana guşun

Yakarım canını geç Mehmet Çavuş

 

Aşamadım şu depenin düzünü

Göremedim gannı Kürdün yüzünü

Dinnemedim nazlı yarin sözünü

Gelin teslim olun der Mehmet Çavuş

 

Vuruldum arkadaşlar süpere yatın

İnin düz uvada silahlar çatın

Musafirim olup hanemde yatın

Yansın ateşin Zekiye hanım

 

Kürdolu der ki; otudum daşa

Atarım gurşunu heç vermem boşa

Şimdi guzgunnarım düşsün ileşe

Aldınmı payını yat Memet Çavuş

 

Yukarıda verdiğimiz kıtalar, Dersim Türküleri adlı eserden olduğu gibi alınmıştır. Ali Rıza Yalgın’ın derlemelerinde ağıt, toplamda 7 kıtadan oluşmaktadır. Bu destansı ağıtın ilk üç kıtası “Dersim Türküleri” adlı eserde mevcut olduğundan, son dört kıtasını da Yalgın’dan vererek ağıtın eksik kalan parçalarını böylece tamamlamayı uygun gördük.

 

Mehmet Çavuş Ağıtı

 

(...)

(...)

(...)

 

Küroğlu der ki; yedi yıl oldu

Çekildi defterler çileler doldu

Anam bacım memlekette yoz oldu

Yakarım canının geç Mehmet Çavuş

 

Mehmet Çavuş der ki; atları çatın

Kurşun yeri tutun sipere yatın

Aman arkadaşlar vurmaya atın

Gelin teslim olun de Mehmet Çavuş

 

Kürdoğlu der ki; yiğitlik kadim

Dersim ellerinde söylenir adım

Senin gibi nice çavuşlar yedim

Şu fişek nasibin der Mehmet Çavuş

 

Mehmet Çavuş sonunda ölür:

 

Vuruldum arkadaşlar; akıyor kanım

Kıratım üstünde çırpınır canım

Karalar bağlasın Zekiye hanım (Karısı)

Kader böyle imiş der Mehmet Çavuş

 

Sonuç yerine elbette söylenecek bir yığın söz var. Lakin kurşun ağırlığındaki bu dizelerin manadaki karşılığını, günümüzdeki modern literatüre ait ağdalı sözcükler arasında keşfedebilir miyiz, işte burası bir muamma! Velakin bu noktada, mühim bir şeyi hatırlamak da mümkündür! O da; Köroğlu’na (16.yy) ait olduğu sanılan “Delikli demir icat oldu, mertlik bozuldu“ sözünün, Dersim dağlarındaki gevşek hükümsüzlüğüdür. Zira bu dağlarda mertliğin yazısı, ortak hafızalarda kodlanmış tapınak levhalarındaki “kendini tanı!“ sözünü anımsatmaktadır.

 

Bibliografya

Düzgün, Mustafa, (1992) “Dersim Türküleri“ Behrem Yay. Ankara

Yalgın (Yalman), A. Rıza, (1993) “Cenupta Türkmen Oymakları  II“ Kültür Bakanlığı Yay. Ankara

Bu yazı 2148 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum