içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Kürtlerin Payına Düşen: Katliam ve Aldatılma

 Dersimli ünlü bağlama (saz) şairi Sey Qaji (Seyit Gazi), Tanzimat’tan Meşrutiyet’e, İttihat ve Terakki’den Cumhuriyet’e uzanan en kritik tarihsel kırılmaların canlı tanıklarından biridir. O, yalnızca bir ozan değil; halkının yaşadıklarını söze ve belleğe taşıyan bir hafızadır.

Sey Qaji’nin yaşamı, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan kanlı bir yüzyılın içinden geçmiştir. 1877–78 Osmanlı-Rus Savaşı’nı, Hamidiye Alayları’nı, Ermeni soykırımını, Rum Pontus katliamını, 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nı, 1920–21 Koçgiri İsyanı ve katliamını, Azadi (Şeyh Sait) İsyanı’nı, Koçuşağı ve Pülümür katliamlarını ve Dersim soykırımının hemen öncesini bizzat görmüş, yaşamış ve tanıklık etmiştir.

Bu tarihsel süreci Sey Qaji bir dörtlüğünde özetlerken aslında yalnızca kendi dönemini değil, bugünü de anlatır. Söyledikleri, aradan geçen onca zamana rağmen değişmeyen bir kaderi işaret eder:
“Tanzimat devrini, Meşrutiyeti, Hürriyeti (İttihat) ve Cumhuriyet devrini… Hepsini de gördüm. Payımıza sadece kırım, tertele ve afet düştü.”

Bugün yaşananlara bakıldığında bu sözlerin hâlâ geçerli olduğu görülmektedir. Kürt’e, Alevi’ye yine katliam, yine soykırım, yine ihanet düşmektedir. Dün “dost” olarak gösterilenler nasıl düşman çıktıysa, bugün de aynı senaryolar farklı aktörlerle sürmektedir.

Kürtler Kasr-ı Şirin’de de aldatıldı, Çaldıran’da da; Abdülhamit döneminde de, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde de kandırıldı. Değişen rejimler oldu, ancak değişmeyen şey ihanet ve inkâr politikalarıydı.

Bu süreçte bir kez daha başta ABD ve onun bölgesel jandarması İsrail olmak üzere, Avrupa Birliği’ne mensup emperyalist güçler “böl, parçala, yönet” siyasetini yeniden devreye soktu. Ortadoğu’yu çıkarlarına göre yeniden dizayn etmek için Kürtler önce IŞİD ve benzeri şeriatçı selefist çetelere karşı kullanıldı. Gelinen noktada ise Türkiye ile kurulan ittifaklar üzerinden bu yapılar yeniden sahaya sürüldü. Kısacası Kürtler bir kez daha aldatıldı ve bir kez daha satıldı.

Ancak bu kez tablo aynı değildir. Kürt halkı, tarihsel deneyimlerinden süzülen bir bilinç, irade ve mücadele birikimine sahiptir. Sözde “barış” ve “çözüm” söylemleriyle oyalanmayacak, gerçek dostlarıyla birlikte özgürlük mücadelesini daha kararlı biçimde sürdürecektir.

Bu umudu büyütürken Pir Bektaş Veli’nin sözleri yol göstericidir: “Kaldırın başlarınızı yukarı; bize göz verildi gözleyin diye, dil verildi söyleyin diye, kulak verildi dinleyin diye. El, gövdede kaşınan yeri bilir. Dert bizde, çare de derman da kendi ellerimizdedir.”

Özgür yarınlar için direnmekten başka yol yoktur.
Çünkü direnmek, yaşamaktır.

Erdal Yıldırım
[email protected]

 

Bu yazı 4975 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum