içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Seçime gerek kaldı mı?

Sevgili dostlar,

Can Dündar

TÜRKİYE'YE DAİR

    "Seçimli otokrasiler"de, otokrasi önemlidir; seçim değil. Seçimi kazanmak kolaydır çünkü... Hayır, sandık manipülasyonu ile değil sadece... Daha pratik yolları var:
    Birincisi, karşında yarışan adayı hapsetmek... Erdoğan'ın en güçlü rakibi, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 14 aydır hapiste...
    İkincisi, rakip partiyi kapatmak... Halen, ana muhalefet partisi CHP'nin son kurultayını iptal etmeye (ve bu vesileyle yıldızı yükselen liderini görevden alıp partiyi karıştırmaya) yönelik bir dava sürüyor ve sosyal demokratların üzerinde Demokles'in Kılıcı gibi sallanıyor.
    Ya bu ikisinden de kurtulup yine de seçilmeyi başarılarsa? Onun da çaresi, seçilenleri tehditle iktidar partisine transfere zorlamak...
AKP iktidarı bu üçünü birden uygulayarak muhalefete –futbol tabiriyle- "tam saha pres" yapıyor. Sandıktaki oy kaybını böyle telafi ederek iktidarda kalmaya çalışıyor.
    CHP, iki yıl önceki yerel seçimde (yüzde 37,8 ile) bir oy patlaması yaparak, yaklaşık yarım asır sonra ilk kez birinci parti konumuna yükselmişti. Bu, AKP'nin 22 yılda aldığı ilk seçim yenilgisiydi. Geçen iki yılda, seçilen başkanların 17'si partilerinden istifa etti; bunların 15'i AKP'ye geçti. Transfer edilen milletvekili sayısı ise yedi. Hemen hepsinin transferinden sonra aynı ihtimal dile getirildi: Şantaj...
    Önümüzdeki hafta Afyon'un belediye başkanı da CHP'den istifa ederek (ve seçmenlerin daha iki yıl önce kendisine verdiği oyları hiçe sayarak) iktidar saflarına katılacak. Parti rozetini bizzat Erdoğan takacak. Muhtemelen törende eski partisini kötüleyip iktidar güzellemesi yapacak. Neden? Afyon'un CHP il başkanına göre kendisine "ya rozet, ya kelepçe" denildi; başkan da, hapse girme şantajı karşısında teslimiyeti seçti. Kente bir yıl önce atanan emniyet müdürü aracılığıyla başkanın telefonlarının illegal olarak dinlendiği söyleniyor. Eşinin kimi yolsuzlukları kayda alınmış. Hukuki süreç başlatmak yerine, "hırsızlık yapacaksanız, gelin bizim partimizde yapın" denilmiş. Tutuklanma ve malvarlığını kaptırma tehdidi karşısında başkan transfere ikna edilmiş.
    Ne dersiniz? Bizzat kurduğu bu sistemde Erdoğan'ın seçim kaybetme ihtimali var mı? Daha doğrusu artık seçime gerek var mı?

BİZE DAİR

    Gazetelerin daha az okunduğu, televizyon haberlerinin izleyici kaybettiği bu dönemde, medya, gerçekleri halka ulaştırmanın yeni yollarını araştırıyor, keşfediyor, deniyor. Bu yollardan biri, "Live journalism" denilen yeni akım... Gazeteciler, büyük haber dosyalarını, sahnede okurlarına, izleyicilerine ile yüzyüze "anlatıyor". Haberi, en "canlı" haliyle, belgeleri, görüntüleri, resimleriyle sunuyor.
    "Seyirciyi" ,de içine alan bu doğrudan ve daha insanî iletişimle, araştırma dosyalarının daha etkili, daha kalıcı olması umuluyor.
     Birlikte çalıştığım Correctiv'in çok başarılı birkaç deneyiminin ardından şimdi ben de son kitabım "Ich Traff meinen Mörder"da yeralan araştırmamı okurlara "sunma"ya hazırlanıyorum.
    Gerçek, ne kadar engellenmeye çalışılırsa çalışılsın, bir yolunu bulup ulaşıyor insanlara... Yolumuz açık olsun.
     Hepinize iyi haftalar.

 

Bu yazı 229 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum