içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Mizahın gücü ve riski

Sevgili dostlar,

TÜRKİYE'YE DAİR

     Demokrasinin sakatlandığı, fikirlerin sınırlandığı ülkelerde mizah, en güçlü eleştiri aracı olarak çıkar ortaya... Türkiye'de de öyleydi. Kitlelerin öfkesi, mizah dergileri, komedyenler, stand-up şovmenleri aracılığıyla sese, kahkahaya dönüşürdü. Ancak Erdoğan, kendinden önceki liderlerin aksine eleştiriye de, mizaha da tahammülsüzdü. O yüzden onun siyasi gücü arttıkça, mizahın özgürlük sınırları daraldı.
    Türkiye'de siyasi hiciv denince akla gelen Leman Dergisi, ilk hedeflerden biriydi: Yöneticileri gözaltına alındı, karikatüristler tutuklandı, dergi toplatıldı. Stand-up'çıların yaptıkları şakalar, "cumhurbaşkanına hakaret" sayıldı. Ülkenin en tanınmış iki mizah ustası, Müjdat Gezen ve Metin Akpınar, 70'lerinin sonlarında, sözleri nedeniyle polis eşliğinde mahkemeye götürülüp yargılandı.
    Bütün bunlar, mizah aleminde eşi görülmedik bir otosansür yarattı. Artık komedyenler ya hiç siyasete bulaşmıyor, ya da eleştirilerini neredeyse anlaşılmayacak bir tonda söylüyorlardı. Korku, mizahı öldürmüş, en iyi komedyenler, ülke ağır bir baskı altındayken sıradan gündelik esprilere yönelmişti.
     Bu kuşatmayı geçen hafta 32 yaşında Ankaralı bir komedyen yardı. Deniz Göktaş, Haziran başında İstanbul'un gözde gösteri mekanı Harbiye sahnesindeki gösterisinde büyük cesaretle "Kral çıplak" dedi. İnsanların Erdoğan'ın adını ağzına almaya çekindiği bir ortamda onun "utangaç bir diktatörden kendi kimliğiyle barışık bir diktatöre geçişini" anlattı. Sadece o da değil, Göktaş'ın sivri dilinden, Ekrem İmamoğlu dâhil, günümüzün pek çok siyasi lideri payını aldı.
     Göktaş, tek kişilik gösterisinin fonuna, kendisinin kesik başını simgeleyen büyük bir büst yerleştirerek başına gelebileceklere atıf yaptı adeta... Gösteri, kahkahalara eşlik eden hayret, hayranlık ve kaygı hisleriyle izlendi. Gösteri geçen hafta YouTube'da yayınlandığı ilk 24 saatte bir milyon izlendi. Bu rakam üç günün sonunda beş milyona yaklaştı. Bu, iktidarın tahammül sınırlarına yönelik riskli bir test sayılabilir. Ama aynı zamanda toplumun, kendi öfkesini dile getirecek sanatçılara duyduğu özlemin de bir ifadesi... Mizahın, suskun toplumların cesur dili olduğunu bir kez daha kanıtlanmış oldu.

BİZE DAİR

     ARD televizyonu, uzun zamandır hazırladığı "Erdoğan" belgeselini haftasonu yayına soktu. Belgeselde benim yapılan röportajdan bölümler ve benim Erdoğan'la yaptığım –ilk ve son- röportajdan kısa bir bölüm de yeralıyor. Henüz tümünü izlemediğim belgeselin, ciddi bir araştırmaya ve esaslı bir arşiv taramasına dayandığı, ilk bakışta anlaşılıyor. Önümüzdeki haftalarda daha geniş ölçüde tartışılacaktır. Şimdilik dikkatinize sunmakla yetineyim.
     Hepinize iyi haftalar.

Can Dündar

 

Bu yazı 176 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum