içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

NECDET ADALI BU GECE İDAM EDİLECEK....

Faşizmin en karanlık dönemini yaşıyor Türkiye 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesi sürecinde 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 50 kişi idam edildi, 171 kişi işkencede öldü. Darbeciler idam sehpasına ilk olarak 8 Ekim 1980’de bir Devrimci, Necdet Adalıyı idam sehpasına götürüyor.

NECDET ADALI BU GECE İDAM EDİLECEK....

12 Eylül’ün İlk Kurbanı !

 

Avukatı Mehdi Bektaş’ Anlatıyor:

 

“İnfaz gecesi saat 02.00 sıralarında bir askeri araç bizi Merkez Kapalı Cezaevine götürdü. Orada bizi bir odaya aldılar. Daha sonra da cezaevi müdürünün odasına götürüldük. Necdet’de odadaydı. Ondan başka orada infaz savcısı, kararı veren mahkemenin iki üyesi, bir de doktor vardı.

 

Burada Necdet ailesine mektup yazıp yazamayacağını sordu. Kabul edilmesi üzerine kağıda yazmaya başladı. İnfaz savcısı acelesi varmış gibi durmadan saatine bakıyor, odada tedirgin tedirgin dolaşıyordu. Necdet’se çok sakindi sanki ölüme değil gezmeye gidiyordu. Onun sakin hali savcının sinirlerine dokunmuş olmalı ki Necdet’e dönüp “biraz çabuk ol, zamanımız dar” dedi. Necdet gülümseyerek “tabi, elbette” diyerek yazmasını sürdürdü. Mektubu yazıp bitirp katlayıp zarfa koydu, üzerine babasının adını yazdı. İnfaz savcısı bana ver dedi. Mektubu ona verdi.

 

Adet olduğu üzere hakkında verilen kararın özeti okundu. Bu karar sana mı ait sorusunu evet şeklinde yanıtladı.Sonra tuvalete gitmek istediğini söyledi. Tuvalet dönüşünde yakasız beyaz idam gömleğini giydirdiler. Koluna kelepçe takacakları sırada kolundaki saati çıkarıp babasına verilmesini istedi. Cebinde 185 lira para vardı çıkarıp onu da verdi.

 

Kelepçe bileklerine takıldıktan sonra infaz gömleğinin üst düğmesinin açılmasını isteyip “hiç de güzel olmamış” dedi. Vedalaştık. Sehpaya doğru yürüdü. Orada bir masa üzerinde de bir sandelye vardı. Masaya, masadan sandelyenin üzerine çıktı. Saat 03.40 sıralarıydı.

 

Cellat çok sarhoştu. İpi Necdet'in boynuna geçirmeye çalışırken o bir boyun hareketiyle kafasını ilmiğin içerisine soktu. Etrafına şöyle bi bakındıktan sonra karanlığa karşı haykırdı:

“Kahrolsun Sömürgecilik,

 

Yaşasın anti-emperyalist, anti-oligarşik halk devrimi”

 

Aynı sözleri yineledi. Bu arada cellat sandelyeyi çekti. Boyu uzundu Necdet’in ayakları masanın üzerine kadar geldi. Oradakiler cellat ne yapacağını şaşırmıştı. Necdet kendi çabasıyla ayaklarını masanın üzerinde sürüyerek boşluğa getirdi. Cellat da koşup masayı çekti. 10 dakika askıda kaldı. Boşlukta öylece durdu. Sonra doktor muayene etti. İndirebilirsiniz dedi ve indirdiler.”

 

Altındağlı Necdet. Altındağ’da bir kahveyi taradığı iddiası ile bir ihbarı sonucu gözaltına alınıyor. Tarih 8 Ağustos 1977. Necdet 19 yaşında. Maraş Katliamı yaşanıyor, sıkıyönetim ilan ediliyor, askeri mahkemeler kuruluyor.

 

Ankara Sıkıyönetim Mahkemesinde yargılanmaya başlıyor. Mahkeme 2 Ekim 1979’da kararını veriyor: İdam.

 

Askeri Yargıtay 2.Dairesi bu kararı 16 Temmuz 1980 tarihinde onaylıyor.

 

12 Eylül ve generaller. Kendilerinin Meclisin tüm yetkilerine sahip olduğunu ilan ediyorlar. Meclis olarak oturup ölüm cezası onaylıyorlar. Tarih 6 Ekim 1980, saat 18.00. Beş general yerini alıyor, diğer görevliler de. Necdet’in sonu hakkında konuşacaklar. Saat 18.10 Necdet’in idam kararı onaylanıyor. Adına 2308 Sayılı Kanun diyorlar. Ertesi gün Resmi Gazetede yayınlanıyor bu karar. Ellerini çabuk tutuyorlar! Çok aceleleri var!

 

Ve 8 Ekim gününün ilk dakikalarında Ankara Merkez Kapalı Cezaevinde idam ediliyor.

 

NECDET ADALI’NIN Son Mektubu

 

8.10.1980, Çarşamba

 

Sevgili Anneciğim ve Babacığım,

 

Sizleri ve ezilenler uğruna verilen mücadeleyi erken bıraktığım için üzgünüm. Ama bundan ve içinde bulunduğum durumdan dolayı hiçbir zaman pişmanlık duymadım. Ve şu kısa yaşamım içerisinde hiçbir şahsi çıkar gözetmeden, ezilenler uğruna verilen mücadelede yerimi almaya çalıştım. Bundan dolayı gurur duyuyorum.Hakim sınıfların göstermek istediği gibi bizler hiçbir zaman savunmasız insanlara karşı katliam girişiminde bulunmadık. Fakat onların bizi böyle göstermeleri, faşistlerle aynı kefeye koyarak cezalandırmaları bizim kişiliğimizde ezilenler mücadelesine yapılan bir saldırıdır. Anneciğim, babacığım, yukarıda da sizlere kısaca bahsettiğim gibi hiçbir pişmanlık ve üzüntü duymuyorum. Sizlerin de ezilenler uğruna verilen mücadelede katledilişimden dolayı üzülmemenizi ve bundan gurur duymanızı bekliyorum. Ağabeylerime ve ablalarıma da yazmak isterdim. Fakat buna olanak yok. Kendilerine çok selamlar.

 

Burda satırlarına son verirken hürmetle ellerinizden öperim.

 

Arkadaşlara selam...

 

Hoşcakalın...

 

Necdet Adal

Okuyucu Tepkileri

Bu habere tepkinizi seçin

0 tepki

Bir emojiye dokunarak tepkinizi paylaşabilirsiniz.

Tarih: 07-10-2019

FACEBOOK YORUM
Yorum