Maskeler Tek Tek Düşüyor: M. Fuat Doğan Gerçeği
WELG | ÖZEL – Bir dönem “hakiki Alevi” söylemleriyle öne çıkan M. Fuat Doğan’ın, Hacıbektaş’ta MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye arsa satışı yapması, Alevi toplumunda büyük tepki yarattı.
Bu olay, Aleviliğin özünü temsil ettiğini iddia eden bazı isimlerin nasıl devletçi ve çıkar odaklı bir çizgiye savrulduğunu gözler önüne serdi.
Alevi Değerlerinin İstismarı
Alevi hareketi uzun süredir hem devletin makbul Alevi yaratma politikalarıyla, hem de içeriden gelen yozlaşmayla karşı karşıya.
Bir yandan devlet, Aleviliği “Türk-İslam” kimliği içinde eritmek isterken; diğer yandan bazı isimler bu amaca bilinçli ya da çıkar uğruna hizmet ediyor.
M. Fuat Doğan’ın adı, bu çarpık ilişkinin en çarpıcı örneklerinden biri haline geldi.
Doğan, 1992–1996 yılları arasında HAK-DER – Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu başkanlığı yaparken “öz Alevi”, “Cemevi’nin arsasını bizzat Bahçeli’ye satan kişi olarak anılıyor.
Bu yalnızca bir arsa satışı değil; Aleviliğin tarih boyunca direndiği zihniyetle uzlaşmanın ve teslimiyetin sembolü olarak görülüyor.
Devletin “Aleviliği Ehlileştirme” Politikası
Son yıllarda hem Türkiye’de hem Avrupa’daki diaspora kurumlarında, Aleviliği devlet çizgisine yakınlaştırma çabaları dikkat çekiyor.
Bazı yöneticilerin miting ve açılışlarda Erdoğan’a “reisimiz” diye seslenmesi, bu zihniyetin başka bir tezahürü.
Amaç açık:
Aleviliği, tarih boyunca zulme karşı bir direniş ve özgürlük inancı olmaktan çıkarıp, devletin ideolojik aparatına dönüştürmek.
Bu çizgi, “devletin Aleviliği” olarak adlandırılıyor.
Devletçi Çizgiye Yakınlık ve Bölücü Tutum
M. Fuat Doğan, Avrupa’daki Alevi hareketinin demokratik, laik ve bağımsız bir çatı altında birleşmesine karşı çıktı.
Cem Vakfı benzeri devletçi ve İslamcı bir anlayışı savundu; Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun kuruluşuna engel olmaya çalıştı.
Hollanda’da birlikte çalıştığı Alevi kurumlarına karşı yıkıcı bir tutum sergileyerek, birçok derneği federasyondan kopardı.
Bu bölücü tutum, Alevi kurumlarının birliğini zedeleyen ve toplumsal güveni sarsan bir sonuç doğurdu.
Aleviliği Kirleten Anlayış
Bugün M. Fuat Doğan örneği, yalnızca bir kişinin hatası değil; Aleviliği inanç değil, çıkar aracı olarak gören anlayışın dışavurumudur.
Bu kişiler, “yol”, “hakikat”, “hizmet” gibi kavramları dillerinden düşürmezler ama yönleri iktidaradadır.
Sözleri inançlıdır, ama işleri kirli.
Alevi kimliğini istismar ederek mevki, itibar ya da para için her şeyi satabilirler.
Yolun Arınması İçin Hesaplaşma Şart
Bu kirlenme temizlenmeden, Alevi kurumlarının özüne dönmesi mümkün değil.
İkiyüzlülüğü ve çıkar ilişkilerini teşhir etmeden, yolun aydınlığı yeniden inşa edilemez.
Alevi toplumu, kendi içindeki yozlaşmayla yüzleşmeden tarihine ve değerlerine sahip çıkamaz.
Unutulmamalıdır:
“Alevilik, çıkarın değil, hakikatin yoludur.”
Bu yol, gerçeği gizleyenlerin değil, açığa çıkaranların yoludur.
Ve bugün artık maskeler birer birer düşüyor.
@welgmedya.com
Tarih: 13-10-2025