Köy Enstitülerinden Şirketlere
Doğa Kolejinde yaşanan gerçek bize Türkiye`de eğitimin yatırıma dönüştüğünü gösterdi. Milli Eğitim Bakanı`ndan tutun da en alt bürokratlara kadar hiç kimse öğrencilerin eğitiminin aksaması hakkında endişe duymadılar. Aynı neden özel okullara ihtiyaç duyulduğunu sorgulamadıkları gibi. Oysa ülkemiz tarihinde eğitimin halk için, gelecek için olduğunu ispatlamış bir eğitim modeli vardı, buna bakmak kimsenin isine gelmedi.
Zamanın Kültür Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından, İsmail Hakkı Tonguç`un çabaları ile 1940-1948 yıllarında kurulan Köy Enstitülerinde, Anadolunun çeşitli yerlerinden, okullarda başarılı 11-18 yaşlarında yoksul kız ve erkek köy çocukları egitim alıyorlardı. Bunlardan birisi de Elazığ`ın Keban Kazasının köylerinden birinde yoksul bir ailenin çocuklarından birisi olan Hasan Özkan`dı. O da kendisi gibi diğer çocuklarla evinden, köyünden alınıp Köy Enstitüsüne getirildi.
Tarıma elverişli arazilerde kurulan 21 Köy enstitüsünde, okuma yazmanın yanı sıra modern ve ilmi tarım, arıcılık, besi hayvancılığı, halk müziği, halk sağlığı atölyeleri vardı. Eğitimde Halk ve Vatan sevgisi, Demokrasi, Adalet, eşitlik konuları ders olarak okutuluyordu. Derslerin %50`lik bölümü temel eğitim, diğeri ise uygulamalı eğitimdi. Köy Enstitülerinde 6 yıl içinde 15 bin dönüm tarla ekime elverişli hale getirildi, 750 bin fidan dikildi, bin 200 dönüm bağ oluşturuldu, 150 büyük inşaat, 60 islik, 210 öğretmen evi, 20 uygulama okulu, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 12 elektrik santralı, 16 şu deposu, 12 tarım deposu, 3 balıkhane, 100 km yol yapılmıştı. Bunun yanı sıra sulama kanalları yapılarak öğrencilerin eğitim gördüğü çiftliklere su, öğrenciler tarafından götürülmüştü.
Eğitimin amacı, yetişen öğretmenlerin gittikleri yerlerde halka hem okuma-yazmayı öğretmesi hem de ülke gelişiminde öğretmenler aracılığı ile ilerleme sağlamayı kolaylaştırmaktı. Eğitime katkıda bulunanlar yine halkın içinden gelen gönüllülerdi. Mesela müzik dersinde Aşık Veysel, Enstitüleri gezip öğrencilere saz dersi verdi.
Köy Enstitüleri, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin kurucusu Lenin`in Mustafa Kemal`e önerdiği, Sovyetlerde Makarenko`nun Gorki Topluluğu olarak adlandırdığı bireyin toplumsallaşması temeline dayanan eğitim şeklidir. Köy Enstitüleri 1954 yılında Adnan Menderes`in Başkanlığını yaptığı Demokrat Parti (DP) döneminde kapatıldı ve Öğretmen Okullarına dönüştürüldü. Köy Enstitüleri`nin kapatılma nedeni olarak „tehlikeli solcu fikirlerin“ yayılması gösterildi.
Kapatıldığı 1954 yılına kadar Köy Enstitülerinde Bin 308 kadın ve 15 bin 943 erkek olmak üzere toplam 17 bin 251 köy öğretmeni yetişti. Bunların arasında Hasan Özkan da dahil, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Pakize Türkoğlu, Mahmut Makal gibi yazarlar ve düşünürler vardı.
Hasan Özkan Köy Enstitüsünden mezun olan diğer arkadaşları gibi çocukluğunun en güzel günlerini geçirdiği okulundan mezun olup Anadolunun çeşitli yerlerinde görev aşkı ile dersler verdi. Gittiği yerlerde öğrendiği her şeyi köylülere anlattı. O yıllarda Anadolu`nun bir çok yerinde hala „ağa“ lık sistemi vardı ve bu duruma karşı çıkan, eşitlik, adalet ve demokrasi savaşı veren Köy Enstitülüler ağa, sermayedar ve işbirlikçilerle karşı karşıya geliyorlardı. Eğitim verdiği çeşitli Anadolu köylerinden en son geldiği Aydın`ın Nazilli ilçesine bağlı köyde iken, 18 Temmuz 1968`de İstanbuldaki 6. Filo`ya karşı düzenlenen eyleme katılmaya gitti. Kendisi gibi Türkiye Öğretmenler Sendikası`ndan gelen arkadaşları ile birlikte eyleme katıldılar. Ülkede Amerikan filosunu istemiyorlardı „Yanke Go Home“ diye hep birlikte bağırdılar. Eylemin sonunda 1 kişi öldü, 50 kişi yaralandı. Hasan Özkan`la birlikte yüzlerce insan gözaltına alındı.
Köy Enstitüsünde okuyanlar erdem`i, düşünmeyi, gerçekleri savunmayı öğrenmişlerdi. Kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde görev yapmalarına rağmen, kendilerini doğa ve insan koşullarının acımasızlığına teslim etmemişler sevgi ile çalışmışlardı. 6. Filo eyleminin ardından Köy Enstitülü öğretmenler bir yandan eğitim vermek, bir yandan da soruşturmalarla boğuşmak zorundalardı. Fakat hiç bir zaman geri adım atmadılar, içlerine korkuyu sokmadılar. Mahpusları okula çevirdiler, gülüşlerini yüzlerinden, sakinliklerini yüreklerinden eksik etmediler. Kimileri gurbet kuşları oldu, kimileri yazar, kimileri düşünür. Fakat her zaman halkın temel hak ve özgürlüklerini savunan örnek kisiler oldular.
Bizlerinde dilinde onların marşı kaldı:
Sürer, eker, biçeriz güvenip ötesine.
Milletin her kazancı, milletin kesesine.
Haber:Özkut Özkan
Bu habere tepkinizi seçin
Bir emojiye dokunarak tepkinizi paylaşabilirsiniz.
Tarih: 24-12-2019