Hükümet karşıtı protestolar halkı Lübnan`da kaçışa zorluyor
Lübnan’da hükümet karşıtı protestolar, sosyal iletişim ağı Whatsapp'a getirilmesi planlanan vergi nedeniyle Ekim ayında başlamış, kısa sürede yolsuzlukların ve ekonomik krizin protesto edildiği geniş çaplı eylemlere dönüşmüştü. Başbakan Hariri de tepkiler nedeniyle istifa etmişti.
Yılbaşı nedeniyle sakin geçen bir haftanın ardından, yeni yılın ilk haftasından itibaren, halk yeniden caddelere akın etti. İstifa eden Hariri dışında, hükümette yer alan diğer partilerin temsilcileri de yolsuzluk yapmakla eleştiriliyordu.
Başkent Beyrut'ta, ülkenin kuzeyindeki Trablus'ta ve ülkenin güneyindeki Sidon'da onbinlerce gösterici sokakları doldurdu.
Beyrut ve Trablus'ta hedef yolsuzluk yapan siyasetciler ve bankalar idi. Beyrut ve Trablustaki gösteriler sırasında kalabalık onbinleri aştı, yollarda lastikler yakıldı, bankalar tahrip edildi. Lübnan ordusunun müdahalesi üzerine 37 kişi yaralandı, 59 kişi tutuklandı. Protestocular yolsuzlukla mücadele ve ülkenin mali sistemini çöküşten kurtarmak için ciddi yapısal reformları uygulayabilecek bağımsız bir hükümet kurma çağrısında bulundular.
Sidon şehrinde ise aynı taleplerle halk caddelerde trafiği kesti, barikatlar kurdu. Göstericilerle Lübnan ordusu arasında çıkan çatışmalarda en az 5 kişi yaralandı.
Gösterilerin yapıldığı şehirlerden de anlaşılacağı üzerine, Lübnan'da gösterilere, ülkenin kuzeyinden güneyine kadar her yerde ve milliyet, mezhep, din farkı olmadan halkın tüm kesimleri katıldı.
Lübnan'da halkın çözüm beklediği sorunlar, on yıllardır bekleyen ve biriken sorunlardı.
1975-1990 yıllarında süren iç savaşta, emperyalistlerin müdahalesi ile ülke harabeye dönmekle kalmamış, halk, hristiyan, müslüman ve dürzi halklar olarak bölünüp parçalanmıştı. 1990 yılında ateşkes ilan edildikten sonra kendi içinde bölünmüş halk, savaşın yaralarını saramadı. Ülkenin altyapısı, sanayi kurumları, tarımı tahrip olmuş, 6 milyonluk ülkeden 1 milyonu aşkın insan göç etmişti. Elektirik ve su hizmetleri gibi en temel ihtiyaçları bile yeterince karşılayamayan, halkın yoksulluğuna çözüm bulamayan, buna karşılık yolsuzluklarla kendini zenginleştiren bir yönetici tabaka ortaya çıkmıştı.
Böl parçala yönet politikasının Lübnan'daki uygulayıcıları Emperyalistler ve İsrail zayıf bir Lübnan istiyordu. 2006 yılında İsrail'e karşı Hizbullah önderliğinde topyekün direnişe geçen ve zafer kazanan halk, İsrail işgalini püskürtüp büyük bir zafer kazanamış ta olsa, ülke içindeki bölünmüş halk yapısı değiştirilemedi. Tüm halkın ortak iradesini temsil eden siyasal bir önderlik olmadığı için, siyasal sistem yenilenemedi. Parçalı ve kotalı hükümet yapısı devam edince sorunlar da çözümsüz kaldı.
Bugün Hizbullah hareketi, hükümet içinde yer almasına rağmen, kendi taraftarlarının gösterilere katılmasına karşı çıkamıyor. Çünkü halk, haklı olarak taleplerini dile getiriyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, halka hitaben yaptığı konuşmada, gösterilerdeki talepleri haklı bulduklarını ancak kamu mallarına zarar verilmemesini istediklerini söyledi. Hizbullah'ın bir çözümü yoktu.
Oysa halk biriken sorunlarına bir çıkış arıyor. Üstelik sokaktaki gösteriler ve talepler, halkı din ve mezhep ayrımı olmaksızın biraya getiriyor. Halk hareketinin bir sonuca varması için, tüm emekçi kesimleri biraraya getirecek ve ortak sorunlara karşı çözümler üretecek bir siyasal iradenin gerekliliği artık daha fazla konuşuluyor.
Lübnan'da tarih halkın önüne yeni görevler koyuyor.
Haber; Ökut Özkan
Bu habere tepkinizi seçin
Bir emojiye dokunarak tepkinizi paylaşabilirsiniz.
Tarih: 20-01-2020