içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Doğuş, AKP’den ekonomide iflası kabul etmesini istiyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Ekonomi iyi durumda değil’ diyen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’i meydanlarda ihanetle suçlayıp kitleye yuhalatıyor…

Doğuş, AKP’den ekonomide iflası kabul etmesini istiyor

AKP’nin en etkin isimleri 4 TL’yi aşan doların, 5 TL’ye ulaşan Euro’nun Türkiye’yi etkilemeyeceğini ileri sürüyor. Ancak siyasi retorik rakamlara işlemiyor, ekonominin boşluk kabul etmeyen doğası Türkiye’yi bir adım daha 2001 bezeri büyük bir krizin kenarına getiriyor.

 

Türkiye haftasonuna ekonomideki olumsuz gidişatı özetleyen şok bir haberle uyandı. 

 

Ülkenin en köklü zenginlerinden olan ve kardeşi Filiz Şahenk’le birlikte toplam 4.7 milyar dolarlık kişisel servetleriyle Forbes listesinde 9 ve 10’uncu sırada bulunan Ferit Şahenk’e bağlı Doğuş Grubu’nun bankalara olan yaklaşık 6 milyar dolarlık borcunu ödeyemediği gerekçesiyle borç yapılandırması talep ettiği medyaya yansıdı. 

 

Şirketten gelen resmi açıklama da medyadaki açıklamaları reddetmedi. 

 

 2001 krizinden en en karlı çıkan şirketler arasında yer alan, Garanti Bankası’nın satışından milyarlarca dolar kazanan Doğuş Grubu ve patronu Ferit Şahenk sıradan bir öykünün kahramanı değil.

 

Enerji, gayrimenkul, medya, otomotiv, lüks restoran ve perakende zincirleri ile turizmin de aralarında bulunduğu yedi ana sektörde 300’ün üzerinde şirket ve 35 bin çalışanıyla faaliyet gösteriyor. 

 

Bünyesindeki markalar itibariyle Doğuş aynı zamanda Türkiye’de lüksün ve Beyaz Türklük olarak adlandırılan elit yaşam tarzının simgesi durumunda.

 

Sahip olduğu NTV, Star ve ortağı bulunduğu Acun Medya Grubu ile başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere AKP iktidarına tam destek halinde. Ayrıca Türk gençliğinin idolleri arasında yer alan Nusr-et de Şahenk’in önemli yatırımları arasında yer alıyor.

 

Şahenk’in ithal ettiği Volkswagen yıllardır Türkiye’de en çok satılan ithal otomobil markası. Audi’den Porsche’ye kadar bir dizi lüks otomobil markası yine Şahenk’in şirketleri tarafından 

 

Üst sınıfın uğrak yeri İstinyePark AVM, Türkiye’nin en lüks tatil oteli D Maris Bay dışında Ege ve Akdeniz’deki ülkelerde bir dizi turizm yatırımı ve Londra’da bir banka yatırımı var.

 

Doğuş Grubu’nun perakende alanındaki bu yaygınlığı ve geniş tüketici penetrasyonu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir süredir ısrarla inkar ettiği ekonomik krizi ve ‘iyi durumdayız’ propagandasını yaralayacak gelişmeler. Ancak Doğuş’un içine düştüğü durum ve talepleri sadece bir imaj meselesinin çok ötesinde.

 

Yansıyan haberlere göreDoğuş Grubu, kısa süre önce yaklaşık 8 milyar dolarlık borcu için yeniden yapılandırma talebi yapan ve bu konuda Beştepe’nin de onayını alan Türkiye’nin en zengin işadamı Ülker’i örnek göstererek kendi borçlarının da yeniden yapılandırılmasını istiyor.

 

Fakat peşinen söyleyelim ki, Doğuş’la Ülker’in talepleri aynı değil ve AKP’nin siyasi pozisyonu açısından Ülker’in talebi kabul edilebilir düzeydeyken, Doğuş Grubu’nunki kabulü zor bir istek.

 

Sebeplerini özetleyelim…

 

Öncelikle Ülker’in bankalardan istediği borç yapılandırma talebinin nedeni şirketin finansal yönetimindeki ticari hatalardan kaynaklanıyor. 

 

Grubun Türkiye’de borçlu bulunduğu 20’ye yakın bankaya yolladığı borç yeniden yapılandırma talebinin bulunduğu mektuba göre, Ülker temel olarak borç-alacak ilişkisinde vade uyumsuzluğu ve dağınıklığı yaşıyor. 

 

Kısa vadeli borçlarını uzun vadeye çevirmek istiyor. Bunun için bankalara ek teminatlar sunuyor. Ayrıca Ülker’in şirketleri karlı. Son açıklanan bilançolar kar rekorları kırdığını gösteriyor.

 

Yani Ülker’in durumu münferit ve kendine özgü bir durum. Zaten bu özgünlüğü nedeniyle BDDK bile Borç Yeniden Yapılandırma Tebliği’ne bir madde ekleyerek Ülker’in yolunu açtı. 

 

Batık olmayan, zarar yazmayan bir borçlunun önümüzdeki dönemde zor duruma düşmesini engellemek amacıyla bankalara yeniden yapılandırma için hareket alanı sağlayacak avantajlar sağladı.

 

Ülker kredisinin yeniden yapılandırması sırasında karşılık ayırmalarına gerek olmadığı görüşünü vererek yaklaşık 1 milyar dolarlık ek masraftan kurtulmalarını sağladı.

 

Doğuş Grubu’nun medyaya yansıyan talebine gelince. Ülker’inkinden bambaşka bir durum. Doğuş Grubu şirket zararları ve kur farkından kaynaklanan problemler nedeniyle, ‘‘Benim borçlarımı da yeniden yapılandırın’ diyor. 

 

Yani ‘Dövizdeki yükseliş beni zora soktu, borçlarımı ödeyemiyorum, borçlarımı yeniden yapılandırın’ talebi söz konusu.

 

Ülker ve Doğuş arasındaki talebin temel olarak ayrıldığı nokta tam da burası. Döviz kurundaki artış nedeniyle oluşan zararlar. BDDK’nın tebliğine göre, Doğuş Grubu borçlarını makroekonomik nedenlerden kaynaklanan ‘Mücbir sebep’ maddesine göre yeniden yapılandırma talebinde bulunuyor. Ayrıca anlaşıldığı üzere şirketleri de Ülker’inki gibi karlı değil, zararda.

 

 

Doğuş’un yeniden yapılandırma talebini dayandırdığı madde BDDK Borç Yeniden Yapılandırma Tebliği’nde başlangıçtan beri yer alırken, aynı zamanda siyasi bir iradeyi de gerektiriyor. 

 

Bu siyasi irade de ülkenin iktidar kaynaklı makroekonomik yönetimden kaynaklanan bir finansal krize düştüğü, bunun sonucunda artan döviz fiyatları yüzünden şirketin yükümlülüklerini yerine getiremediğinin kabul edilmesi anlamını taşıyor. 

 

Aynı mücbir sebep ilkesi yüzünden 2001’de haksızlığa uğradığını iddiasıyla dava açan Demirbank’ın patronu Halit Cıngıllıoğlu mahkemeyi kazanmış ve devlet kendisine daha sonra kendisine ücretsiz banka lisansı vermişti (C Bank-BankPozitif). 

 

 

Keza benzer şekilde Kentbank’ın sahibi Süzer Grubu da Türkiye’yi AİHM’de dava etmiş ve 4 milyar dolar tazminat kazanmıştı.

 

Ayrıca yakın zamanda da Türk Telekom kaynaklı 4.75 milyar dolarlık borcunu ödeyemeyen Suud ve Lübnanlı ortaklar da Hükümet’e kredilerin kur farkı zararı kaynaklı mücbir sebep nedeniyle zora girdiği iddiasıyla yapılandırma talebinde bulundu. 

 

 

Bu istek emsal teşkil edeceği ve ekonomide tüm dengeleri alt-üst edecek bir iflas dalgası yaratacağı için reddedildi.

 

Kısacası Doğuş’un bankalardan istediği borç yapılandırma talebi Hükümet’in kendi hatalarından dolayı ekonominin iflas ettiğinin kabulü anlamına da geliyor. 

 

Bu isteğin kabulü 221.5 milyar dolar döviz borcunun 186 milyar doları yurtiçi bankalara olan reel sektör şirketlerinin aynı yolu izlemesinin yolunu açıyor. 

 

Bu yol da AKP iktidarının dış borçlar konusunda kullandığı ‘Borç devletin değil özel sektörün’ sözünü boşa çıkartırken, özel sektörün dış borcunun devlet tarafından üstlenilmesinin ilk adımını oluşturuyor.

 

Bu tablo, Türk ekonomi tarihinde daha önce 1960’larda görülen ve özel sektörün dış borç morotoryumu ilan edip yurtdışından aldığı borçları devlet hazinesinin üstlenmek zorunda kaldığı dönemi hatırlatıyor. 

 

1960’larda ithalatın finansmanı için bir dizi şirkete yurtdışından borçlanma imkanı tanınırken, yurtiçinde siyaset kaynaklı krizler nedeniyle TL’nin değer kaybı yüzünden şirketler bu borcu ödeyememiş ve sonunda söz konusu devlet üstlenmek zorunda kalmıştı. O dönemde dış borcu devlet tarafından üstlenilen işadamları arasında Doğuş Grubu’nun kurucusu Ayhan Şahenk de bulunuyordu.

 

 

Diğer taraftan Doğuş’un açtığı yoldan diğer şirketlerin de yürümesi durumunda Türkiye’deki bankaları da büyük bir risk bekliyor. Halen ülkedeki tasarrufların yaklaşık yüzde 25 üzerinde kredi veren Türk bankaları aradaki bu açığı yurtdışından aldıkları borçlarla finanse ediyor. 

 

 

Hazine verilerine göre Türk Bankacılık sektörünün yurtdışına olan borcu 2017 sonunda 139 milyar doları bulurken, bunun 66 milyar dolarlık bölümü vadesi 1 yıldan az olan kısa vadeli borçlardan oluşuyor. 

 

 

Bankalar yurtdışından aldığı krediyi döviz olarak reel sektöre kullandırdığı için bilançoda ‘açık döviz pozisyonu’ görünmüyor. Ancak reel sektör bu borcu ödemediği veya vade uzatma, borç miktarında indrim vb. taleplerde bulunduğu taktirde bankalar otomatik olarak kur riskiyle karşılaşıyor. 

 

 

Bu arada bankaların yurtdışından aldıkları borcun olası bir iflas halinde zaten TMSF yoluyla devlete kaldığını da hatırlatmak gerekiyor.

 

Bakalım AKP iktidarı en büyük destekçileri arasında yer alan bu işadamının talebine ne diyecek?

Okuyucu Tepkileri

Bu habere tepkinizi seçin

0 tepki

Bir emojiye dokunarak tepkinizi paylaşabilirsiniz.

Tarih: 08-04-2018

FACEBOOK YORUM
Yorum