içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Cumartesi Anneleri 1084. Haftada Sordu: Mehmet Özdemir Nerede?

Cumartesi Anneleri 1084. Haftada Sordu: Mehmet Özdemir Nerede?
Haberi Sesli Dinle

WELG | İstanbul – Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 1084’üncü kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Ellerinde karanfiller ve kayıpların fotoğraflarıyla yapılan eylemde bu hafta, Amed’de 28 yıl önce gözaltında kaybedilen Mehmet Özdemir’in akıbeti soruldu.

“Zorla Kaybetme Süreklilik Gösteren Bir Suçtur”

Basın metnini kayıp yakını İkbal Eren okudu. Zorla kaybetmelerin uluslararası hukuka göre süreklilik gösteren suçlar olduğunu vurgulayan Eren, devletin yalnızca failleri tespit etmekle değil, sorumluları yargılamakla yükümlü olduğunu söyledi. Türkiye’de zorla kaybetmelere ilişkin soruşturmaların zamanaşımı ve delil yetersizliği gerekçeleriyle sistematik biçimde sonuçsuz bırakıldığını belirten Eren, adalet talebinden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

“Mehmet Özdemir’in Gözler Önünde Kaçırılması”

Eren, Mehmet Özdemir’in hikayesini aktarırken şunları kaydetti:
“Mehmet Özdemir (44), Diyarbakır’da yaşıyordu. Biri henüz doğmamış olmak üzere sekiz çocuk babasıydı. Daha önce defalarca gözaltına alındı, ağır işkence gördü. Son gözaltısında kendisine ‘Bir daha seni alırsak öldüreceğiz’ denildi. Bu tehdit, sonraki zorla kaybetmenin öngörülebilir olduğunu göstermektedir. 26 Aralık 1997’de Diyarbakır’da bir kahvede otururken, çok sayıda tanığın gözleri önünde telsizli ve uzun namlulu silahlar taşıyan kişilerce beyaz bir Toros araca bindirilerek götürüldü. Bu olay, kamu görevlilerinin bilgisi ve kontrolü dışında gerçekleşmiş gibi gösterilemez.”

“Savcılıktan Çelişkili İşlemler”

Özdemir’in eşi Tenzile Özdemir’in Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı’na başvurduğunu hatırlatan Eren, dilekçeye “Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınmıştır” ibaresi vurulduğunu; ancak gözaltı süresi dolmasına rağmen Özdemir mahkemeye çıkarılmayınca yapılan yeni başvuruda savcılığın bu kez gözaltı belgesinin ‘yanlışlıkla’ verildiğini ileri sürdüğünü aktardı. Tüm başvurulara rağmen Mehmet Özdemir’den bir daha haber alınamadı.

“AİHM Türkiye’yi Sorumlu Tuttu”

Cumhuriyet Savcılığı’nın 19 Aralık 2003’te tanıkları dahi dinlemeden takipsizlik kararı verdiğini, bu karara yapılan itirazın da reddedildiğini belirten Eren, sürecin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındığını söyledi. AİHM, 8 Ocak 2008 tarihli kararında (Başvuru No: 54169/00), Türkiye’nin Mehmet Özdemir’in kaybolmasından ve kuvvetle muhtemel ölümünden sorumlu olduğuna oy birliğiyle hükmetti. Mahkeme ayrıca, Tenzile Özdemir bakımından işkence yasağının (AİHS madde 3) ihlal edildiğine karar vererek, savcılık makamlarının etkili bir soruşturma yürütmediğini açıkça kayda geçirdi.

“Dosya Yeniden Açılsın”

AİHM kararlarının iç hukukta uygulanmamasının, Türkiye’nin AİHS’nin 46. maddesi ile Anayasa’nın 90. maddesinden doğan bağlayıcı yükümlülüklerini ihlal etmeyi sürdürdüğünü vurgulayan Eren, taleplerini şöyle sıraladı:
“Takipsizlik kararları kaldırılmalı, zamanaşımı engelleri ileri sürülmeksizin dosya yeniden açılmalı; bağımsız, tarafsız ve etkin bir soruşturma yürütülmelidir. Kaç yıl geçerse geçsin, Mehmet Özdemir ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz.”

@welgmedya.com

Tarih: 27-12-2025

FACEBOOK YORUM
Yorum