içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

“Barış” mı, Yeni Bir Savaş Düzeni mi?

“Barış” mı, Yeni Bir Savaş Düzeni mi?

WELG | Gazze - Gazze’de iki yıl süren katliamın ardından Mısır’da imzalanan anlaşma, savaşın mimarlarının elinde bir “barış şovu”na dönüştü.
On binlerce çocuğun, kadının ve sivilin öldürüldüğü, şehirlerin yıkıldığı bir halkın üzerine şimdi “barış” söylemi örtülüyor.

Gazze’de katliamın ardından gelen “barış şovu”

İsrail’in iki yıl süren saldırılarına sınırsız destek veren ABD Başkanı Donald Trump, Mısır’daki Gazze Zirvesi’ni kendi “barış başarısı” olarak sunuyor.
22 ülke liderinin katıldığı zirve, Trump’ın 9 Ekim’de açıkladığı “Trump Planı” çerçevesinde toplandı.
Ancak plan, Filistin’in değil, İsrail’in çıkarlarını güvence altına alan bir metin olarak öne çıkıyor.

Trump, zirve öncesi Tel Aviv’de yaptığı konuşmada,

“Bu, yeni bir Ortadoğu’nun tarihi şafağı. İsrail ve dünya için inanılmaz bir zafer,”
ifadelerini kullandı.
Oysa iki yıl boyunca Gazze’ye atılan bombalar, yasaklı silahlar ve sessiz kalan uluslararası kurumlar, bu “zaferin” kimlerin kanı üzerine kurulduğunu açıkça gösteriyor.

Çocuk katillerine diplomatik davet

Gazze’de 65 binden fazla insanın öldüğü, binlerce çocuğun enkaz altında kaldığı, açlık ve yıkımın hâkim olduğu bir dönemin ardından düzenlenen zirveye; ABD, İsrail, AB ülkeleri ve Arap rejimleri katıldı.
Bu ülkeler, katliamı durdurmak yerine “insani yardım” fotoğraflarıyla kendilerini aklamaya çalışıyor.
Trump’ın zirvede kurduğu dil, öldürmenin bitmediğini, yalnızca şekil değiştirdiğini gösteriyor:
Hamas’sız bir Gazze, devletsiz bir Filistin ve kontrol altına alınmış bir Ortadoğu.

Zirve öncesi AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağının Şarm El Şeyh Havalimanı üzerinde 19 dakika tur attığı, Netanyahu’nun katılımına dair belirsizlik nedeniyle inişin geciktiği iddia edildi.
Diplomatik soğukluk, kameralar önünde verilen “barış pozlarıyla” örtüldü.

Protestolar susturuldu

Trump’ın Knesset’te yaptığı konuşma sırasında Filistin asıllı milletvekili Ayman Odeh ve Komünist Parti üyesi Ofer Cassif, “Filistin Devleti’ni tanıyın” yazılı dövizler açtı.
Cassif’in genel kuruldan çıkarılmasının ardından Odeh şu sözleri söyledi:

“İki halk var, ve buradan kimse ayrılmıyor.”
Bu cümle, tüm “barış” propagandasının ardındaki gerçeği özetliyordu:
Filistin halkının varlığı hala bir tehdit olarak görülüyor.

Gazze: “Yıkım alanı” değil, susturulmuş bir halk

Trump Planı’nın ilk aşaması devreye girdi:
Hamas’ın elindeki rehineleri bırakması, İsrail’in kısmi çekilmesi ve esir takası…
Ancak plan, Filistin Devleti’nden söz etmiyor.
Gazze yeniden “yapılandırılacak bölge” olarak görülüyor; halkın iradesi değil, emperyal çıkarlar masada.
ABD’nin silahlandırdığı İsrail ordusunun iki yılda yıktığı Gazze, şimdi “yeniden inşa” bahanesiyle küresel sermayeye devredilmek isteniyor.

Uzmanlardan sert eleştiriler

Diplomat Uluç Özülker, anlaşmayı şöyle değerlendirdi:

“Trump ne yaptığının farkında olmadan imzaladı. Bir soykırım yaşanıyor. Filistin Devleti kurulmadan barıştan söz edilemez.”

Gazeteci Semih İdiz ise,

“Bu, bir başlangıç değil; savaşın farklı biçimlerde sürdürülmesidir. Ortadoğu halklarının sesi yine yok sayılıyor,”
dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da,

“Batı Şeria’nın akıbeti belirsiz. Bu plan Filistin’in değil, İsrail’in lehine,”
ifadelerini kullandı.

“Barış” değil, yeni bir düzen

Gazze’de iki yıl boyunca silah satan, bombaları üreten, diplomatik örtü sağlayan güçlerin imzaladığı bu anlaşma, barış değil; sus payı olarak tarihe geçecek.

Gerçek barış, silah tacirlerinin değil, çocuklarını toprağa gömen annelerin masasından çıkacak.

@welgmedya.com

Okuyucu Tepkileri

Bu habere tepkinizi seçin

0 tepki

Bir emojiye dokunarak tepkinizi paylaşabilirsiniz.

Tarih: 14-10-2025

FACEBOOK YORUM
Yorum