içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Avusturya’da Doktor ve Hemşire Açığı Derinleşiyor: Yanlış Planlanan Üniversite Kontenjanları Krizi Büyütüyor

Fotoğraf : Welg Medya

Avusturya’da Doktor ve Hemşire Açığı Derinleşiyor: Yanlış Planlanan Üniversite Kontenjanları Krizi Büyütüyor
Haberi Sesli Dinle

WELG – ÖZEL  | Wien – Avusturya’da hem hastaneler hem de bakım evleri alarm veriyor. Yüz binlerce kişi aile hekimi bulamazken, bakım sektöründe önümüzdeki yıllarda on binlerce ek hemşireye ihtiyaç olacağı ifade ediliyor. Uzmanlar, bu krizin yalnızca personel eksikliğinden değil, yıllardır yanlış planlanan üniversite ve meslekî eğitim kontenjanlarından kaynaklandığına dikkat çekiyor.

Doktor sayısı artıyor ama sistem çözülemeyen bir açığa koşuyor

Resmî rakamlara göre Avusturya’da kayıtlı doktor sayısı son on yılda belirgin biçimde arttı ve kişi başına düşen doktor sayısı OECD ortalamasının üzerine çıktı. Ancak sahadaki tablo, kâğıt üzerindeki bu iyimser görüntüyü doğrulamıyor.

Doktorların yaklaşık üçte biri 55 yaşın üzerinde. Önümüzdeki on yıl içinde on binlerce doktorun emekli olması bekleniyor. Mevcut durumu koruyabilmek için bile her yıl yaklaşık 2 bine yakın yeni doktorun sisteme girmesi gerekiyor.

Buna rağmen tıp fakültelerinin toplam yıllık kontenjanı hala 1.900 civarında. Wien, Innsbruck, Graz ve Linz’teki tıp fakültelerinin insan ve diş hekimliği kontenjanları toplandığında ortaya çıkan rakam, teoride ihtiyaçla örtüşüyor gibi görünse de pratikte büyük bir açık yaratıyor.

Çünkü mezunların tamamı Avusturya sağlık sisteminde kalmıyor. Yaklaşık üçte bir oranında mezun, ya geldiği ülkeye geri dönüyor ya da daha iyi çalışma koşulları sunan ülkelere göç ediyor. Böylece fiilen sisteme kazanılan yeni doktor sayısı yılda 1.200 civarına düşüyor; bu da emekli olanları bile karşılamaya yetmiyor ve yapısal bir açık her yıl daha da büyüyor.

MedAT ve kontenjan politikası: “Yanlış soruya doğru cevap”

Tıp fakültelerine giriş, MedAT adlı sınavla yapılıyor. Her yıl on binlerce genç sınırlı sayıdaki bu kontenjan için yarışıyor. Başvurular 12–15 bin bandında seyrederken, sadece 1.900 kişi tıp fakültelerine kabul ediliyor.

Uzmanlara göre asıl sorun, sadece “kaç öğrencinin alındığı” değil, hangi planlamayla alındığı:

  • Yıllık kontenjan, emeklilik dalgası ve beyin göçü hesaba katılmadan belirleniyor.
  • Hesap, “1.900 öğrenci alırsak 1.900 doktor kazanırız” varsayımına dayanıyor.
  • Oysa mezunların önemli bir kısmı Avusturya’da kalmıyor ya da sisteme geç dahil oluyor.

Bir diğer kritik nokta da mezuniyet sonrası süreç. Genç doktorlar, temel eğitim (Basisausbildung) ve uzmanlık (Facharztausbildung) için yeterli pozisyon bulmakta zorlanıyor. Bazıları aylarca bekliyor, bazıları ise Almanya ve İsviçre gibi ülkelere giderek kariyerine orada devam ediyor.

Kırsal bölgelerde ve küçük kentlerde Kassenarzt (sözleşmeli doktor) açığı kronikleşmiş durumda. Birçok eyalette aile hekimi pozisyonları uzun süredir doldurulamıyor. Buna rağmen MedAT kontenjanları, bölgesel ve branş bazında hedefli bir insan gücü planlamasıyla ilişkilendirilmiyor.

Sonuç: Sınava girenler için ağır bir eleme, sistem için ise derinleşen bir personel krizi…

Çalışma koşulları: Delik kovaya su doldurmak

Doktor ve hemşirelerin sıkça dile getirdiği bir diğer nokta, ağır çalışma koşulları. Hastanelerde nöbetler giderek yoğunlaşırken, hekimler mesai saatlerinin büyük bir kısmını bürokrasi ve evrak işine ayırdıklarını anlatıyor.

  • Uzun ve sık nöbetler,
  • Artan idari yük,
  • Bazı branşlarda fiziksel ve psikolojik şiddet riski,
  • Ücretlerin iş yükünü karşılamaması,

birçok sağlık çalışanını ya uzmanlık dışı alanlara, ya da Avusturya dışına itiyor. Bu tablo içinde üniversite kontenjanını artırmak, “dibi delik bir kovaya daha fazla su doldurmaya” benzetiliyor.

Hemşirelikte dev açık: Eğitim atağı yetmiyor

Bakım ve hemşirelik alanında kriz daha da derin. Demografik değişim, yaşlanan nüfus ve kronik hastalıkların artışı, hemşire ihtiyacını her yıl katlayarak büyütüyor.

Projeksiyonlara göre:

  • Önümüzdeki yıllarda on binlerce ek bakım personeline ihtiyaç var.
  • Emeklilikler ve artan bakım ihtiyacı birlikte düşünüldüğünde, 2030’a kadar yaklaşık 70–80 bin ek personel gerekeceği ifade ediliyor.

Bu tablo karşısında hükümet, son yıllarda bir “Pflege-Ausbildungsoffensive” (bakım eğitimi atağı) başlattı. Birçok eyalette hemşirelik okullarının kapasitesi artırıldı, yeni programlar açıldı, burs ve maaş destekli modeller devreye sokuldu. Yıllık eğitim sayıları 10 binlerin üzerine çıktı.

Ancak burada da temel sorun, sisteme girenle sistemde kalan arasındaki fark:

  • Eğitimini bitiren herkes bakım sektöründe çalışmaya başlamıyor.
  • Başlayanların önemli bir kısmı birkaç yıl içinde mesleği bırakıyor ya da saatlerini düşürüyor.

Saha araştırmaları, nedenleri açıkça ortaya koyuyor:

  • Düşük ücretler,
  • Yetersiz personel nedeniyle artan iş yükü,
  • Bir hemşirenin bakmak zorunda olduğu hasta sayısının fazla olması,
  • Sürekli gece nöbetleri ve tükenmişlik,

hemşirelik mesleğini sürdürülemez hale getiriyor. Böylece rakamlarda görünen “yüksek eğitim sayıları”, gerçek hayatta aynı oranda bakım gücü olarak geri dönmüyor.

Bölgesel eşitsizlik: Şehir dolu, kırsal boş

Hem tıpta hem hemşirelikte bir diğer ciddi problem, bölgesel eşitsizlik.

Büyük şehirlerde üniversiteler, eğitim hastaneleri, özel klinikler ve muayenehaneler yoğunlaşmış durumda. Buna karşın:

  • Kırsal bölgelerde aile hekimi bulmak zorlaşıyor,
  • Küçük kasaba hastanelerinde hemşire kadroları uzun süre boş kalıyor,
  • Mobil bakım hizmetleri için eleman bulmak giderek zorlaşıyor.

İnsan gücü planlaması, ülke genelinde dengeli bir dağılım yerine, kendi haline bırakılmış bir pazar mantığına terk edilmiş durumda. Üniversite kontenjanları ve eğitim programları da bu bölgesel dengesizliği giderecek şekilde tasarlanmıyor.

Sayı değil, strateji krizi

Avusturya, kâğıt üzerinde doktor ve hemşire sayısını artırıyor. Tıp fakülteleri dolu, hemşirelik okulları her yıl binlerce mezun veriyor. Fakat istatistiklerin arkasında derin bir planlama krizi var:

  • Tıp fakültesi kontenjanları, emeklilik dalgası, beyin göçü ve çalışma koşulları hesaba katılmadan belirleniyor.
  • Mezuniyet sonrası uzmanlık ve temel eğitim yerleri, alınan öğrenci sayısıyla uyumlu değil.
  • Hemşirelikte eğitim atağı var ama meslekte kalma oranları hala düşük.
  • Bölgesel ve branş bazlı insan gücü planlaması eksik; kırsal alanlar kronik açıkla baş başa.
  • Ortaya çıkan tablo, her yıl daha da büyüyen bir doktor ve hemşire açığı.

Sonuç ise doğrudan halkın hayatını etkiliyor: Hastalar için uzayan bekleme süreleri, randevu bulamayan kronik hastalar, aile hekimi bulamadığı için acil servise yığılan insanlar ve her nöbet çıkışı tükenmiş hisseden sağlık çalışanları…

Avusturya’da sağlık sistemi tartışması, artık yalnızca “kaç kişi daha okutalım?” değil, “nasıl bir stratejiyle insan gücümüzü planlayacağız ve sistemde tutacağız?” sorusuna cevap vermek zorunda.

@welgmedya.com

Tarih: 14-11-2025

FACEBOOK YORUM
Yorum