içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Ambargolarla Halkları Teslim Alamayan Trump'tan Yeni Tehdit: “İran'dan Sonra Küba”

Ambargolarla Halkları Teslim Alamayan Trump'tan Yeni Tehdit: “İran'dan Sonra Küba”
Haberi Sesli Dinle

WELG | WASHINGTON – Yıllardır uyguladığı ekonomik ambargolar, yaptırımlar ve siyasi baskılarla Küba halkını ağır yaşam koşullarına mahkûm eden ABD yönetimi, şimdi de yeni tehditlerle gündemde. ABD Başkanı Donald Trump, İran'la ilgili sürecin ardından Küba'ya yöneleceklerini açıklayarak, Washington'un ada üzerindeki baskı politikasını sürdüreceğinin sinyalini verdi.

Trump'ın, "İran İslam Cumhuriyeti ile işimizi bitirir bitirmez burayla ilgileneceğiz" sözleri, dünya kamuoyunda ABD'nin müdahaleci dış politika anlayışının yeni bir yansıması olarak değerlendirildi.

"Önce Ambargo, Sonra Halkın Yaşadığı Krizi Gerekçe Gösteriyor"

Küba, yaklaşık 65 yıldır ABD'nin ağır ekonomik ambargosu altında yaşam mücadelesi veriyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun yıllardır ezici çoğunlukla kaldırılmasını istediği ambargolar nedeniyle ada ekonomisi milyarlarca dolarlık kayba uğrarken, en büyük bedeli ise emekçiler ve yoksul halk kesimleri ödüyor.

Elektrik kesintileri, ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı, yakıt krizi ve temel tüketim ürünlerine erişimde yaşanan sorunların önemli bir bölümü doğrudan ambargolarla bağlantılı olmasına rağmen, Trump yönetimi bugün ortaya çıkan ekonomik sıkıntıları Küba yönetimine karşı yeni bir propaganda malzemesi olarak kullanıyor.

"Küba Halkına Yardım Değil, Rejim Değişikliği Mesajı"

Trump açıklamasında Küba halkına yardım etmek istediklerini öne sürse de, Washington'un onlarca yıllık politikaları farklı bir tablo ortaya koyuyor.

1959 Devrimi'nden bu yana ABD yönetimleri, Küba'da iktidarı değiştirmek amacıyla ekonomik kuşatma, diplomatik baskı, sabotaj girişimleri ve siyasi operasyonlar yürüttü.

Bugün de Trump'ın sözleri, birçok siyasi gözlemci tarafından "yardım" çağrısından çok yeni bir rejim değiştirme mesajı olarak yorumlanıyor.

"İran ve Küba Aynı Politikanın Hedefinde"

Trump'ın açıklamalarında dikkat çeken bir diğer unsur ise İran ve Küba'yı aynı müdahaleci bakış açısıyla değerlendirmesi oldu.

ABD Başkanı, İran için "ya anlaşmayla ya da askeri olarak kazanacağız" derken, Küba için de sıranın geleceğini açıkça ifade etti.

Bu yaklaşım, Washington'un uluslararası ilişkileri halkların iradesi üzerinden değil, güç dengeleri ve jeopolitik çıkarlar üzerinden şekillendirmeye çalıştığı yönündeki eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.

"Ambargolar Halkları Cezalandırıyor"

Birleşmiş Milletler raporları ve uluslararası insan hakları kuruluşları, ekonomik yaptırımların hükümetlerden çok sıradan yurttaşları etkilediğini uzun yıllardır vurguluyor.

Küba örneğinde de sağlık, eğitim ve temel yaşam ihtiyaçlarına erişimde yaşanan sorunların önemli bölümünün ABD'nin uyguladığı ekonomik kuşatmadan kaynaklandığı belirtiliyor.

Buna rağmen Washington yönetimi, ada üzerindeki baskıyı artırmayı sürdürerek halkın yaşadığı zorlukları daha da derinleştiriyor.

"Halkların Geleceğine Halklar Karar Vermeli"

Trump'ın son açıklamaları, emperyal müdahaleler ve ekonomik kuşatma politikalarının yeniden tartışılmasına neden oldu.

Dünyanın birçok yerinde yükselen anti-emperyalist hareketler, Küba'nın, İran'ın ya da herhangi bir ülkenin geleceğinin Washington'da değil, o ülkelerin halkları tarafından belirlenmesi gerektiğini savunuyor.

Küba halkının karşı karşıya olduğu ekonomik sıkıntıların çözümünün yeni yaptırımlar ve tehditler değil; ambargoların kaldırılması, halkların kendi kaderlerini özgürce belirleyebilmeleri ve uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi olduğu vurgulanıyor.

@welgmedya.com

Tarih: 05-06-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum