Adalet Bakanı, Gerçeklerle Uyuşmayan Bir “Hukuk Devleti” Masalı Anlatıyor
Fotograf: Yılmaz Tunç, x sayfası
WELG - İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve ardından avukatı Mehmet Pehlivan’ın da gözaltına alınmasıyla tırmanan adalet krizine ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yabancı basının önünde Türkiye’yi “hukuk devleti” olarak tanımlamaya çalıştı. Ancak sahadaki gelişmeler, Tunç’un söylemleriyle çelişiyor.
Saraylarda Söylenenler, Sokakta Yaşananlarla Uyuşmuyor
Adalet Bakanı Tunç, Perşembe günü yabancı gazetecilerle düzenlenen basın toplantısında, İmamoğlu’nun tutuklu yargılanmasının “savcılığın takdiri” olduğunu savunarak, “Herkes kanun önünde eşittir” dedi. Ancak aynı saatlerde İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, gece saatlerinde gözaltına alındı. Kamuoyunda bu gelişme, siyasi davalarda savunma hakkının da hedef alındığı yönünde yorumlandı.
Tunç, “Türkiye’de gazeteciler görevlerini yaptıkları için tutuklanmıyor, basın özgür” dese de, toplantıdan sadece birkaç saat sonra RTÜK Sözcü TV’ye 10 günlük yayın karartma cezası verdi. Muhalif basına yönelik bu cezalandırma, bakanın “özgür basın” iddiasını boşa çıkardı.
“Hak Aramanın Yolu Sokak Değil” Diyen Bakan, Yargının İktidarın Hizmetinde Olduğunu Görmezden Geliyor
Tunç’un “Hak aramanın yeri sokaklar değil, mahkemelerdir” sözü, sokakta sesini duyurmak isteyen binlerce yurttaşın biber gazı ve gözaltılarla karşı karşıya kaldığı günlerde geldi. Oysa aynı yargı makamlarının, iktidara yakın isimlerin dosyalarında nasıl hareketsiz kaldığı, muhalefete yönelik dosyalarda ise nasıl jet hızında kararlar verdiği kamuoyunun malumu.
Adalet Bakanı, İmamoğlu’nun popülerliğinin “suç işleme özgürlüğü” anlamına gelmediğini ifade etti. Ancak bu söylem, siyasi motivasyonlu soruşturmaların üzerini örtmeye yetmedi. Nitekim, İmamoğlu döneminde ortaya çıkarılan 30’dan fazla yolsuzluk dosyasıyla ilgili bugüne kadar tek bir adım atılmadığını Bakan Tunç da dolaylı olarak kabul etti.
Basına “Algı” Suçlaması, Gerçeği Değiştirmiyor
Türkiye'de gazetecilerin tutuklandığı yönündeki iddiaların “algı operasyonu” olduğunu savunan Tunç, cezaevlerinde 77 kişinin basın mensubu olduğunu, ancak çoğunun suçlarının gazetecilikle ilgisi olmadığını söyledi. Ancak İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan protestoları izleyen 8 gazetecinin tutuklanması, ardından 7’sinin bakan açıklamasından hemen önce serbest bırakılması, bu “algı” söylemini zayıflatıyor.
AİHM Kararlarına Uyuluyor Mu?
Bakan Tunç, Türkiye’nin AİHM kararlarına uymakta ortalamanın üzerinde olduğunu savundu. Ancak aynı anda Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararlarının uygulanmadığı örneği de yine kendisi verdi. Türkiye, 2024 itibarıyla AİHM’e en fazla başvuru yapılan ülke konumunda. Tunç, nüfusa göre sıralamada 24. sırada olduğumuzu belirtse de, toplam başvuru sayısında 1. sırada yer alıyoruz.
Sonuç: “Hukuk Devleti” Söylemiyle Gerçekler Arasında Uçurum
Adalet Bakanı’nın saraylarda kurduğu cümleler ile adliye koridorlarında, cezaevlerinde ve sokaklarda yaşanan gerçeklik arasında büyük bir kopukluk var. Yargı kurumlarının tarafsızlığı ve bağımsızlığı her geçen gün daha fazla sorgulanırken, kamuoyunun ve uluslararası basının gözünde Türkiye’nin “hukuk devleti” imajı ciddi şekilde aşınmış durumda.
@welgmedya.com
Bu habere tepkinizi seçin
Bir emojiye dokunarak tepkinizi paylaşabilirsiniz.
Tarih: 28-03-2025